Sonradan Ek: Granada Gezi Rehberi'ne bir başladım, gaza geldim yazdıkça yazdım ve sonunda neredeyse bir kitap kalınlığında, detaylı bir Granada rehberi ortaya çıktı. Dört bölümden oluşan Elhamra Sarayı I, II, III, IV; Katedral ve çevresi yazısı; üç bölümden oluşan Albayzin bölgesi I, II, ve III; Çingene mahallesi Sacromonte; Lorca'nın yaşadığı ve takıldığı yerlerin izinde bir Granada turu; Granada'da para ödemeden yapılacak şeyler ve görülecek yerlerin anlatıldığı Granada Beleşçi Rehberi; Granada sokaklarını güzelleştiren grafiti sanatçısı El Nino de la Pintura'nın grafitilerinden örneklerin olduğu I ve II yazıları; tapas kültürü yazısı ve Granada'nın en iyi tapas barları I ve II; Granada mutfağından gazpacho tarifi ve boğa güreşlerinin anlatıldığı yazılar için linkleri tıklayınız.
Hadi yine iyisiniz, Granada’nın tarihini kültürünü, ıvırını zıvırını anlatıyorum diye eloğlundan bir miktar ücret alıyorum, ama bir güzellik yapıp, bloğumuzun okur ve ziyaretçilerine bu hizmeti bedava sunuyorum. Güncel bir göndermede bulunarak şöyle diyeyim. Allah kimseyi gözünü para hırsı bürümüş birisi yapmasın. Hele babasını katiyen!
Hadi yine iyisiniz, Granada’nın tarihini kültürünü, ıvırını zıvırını anlatıyorum diye eloğlundan bir miktar ücret alıyorum, ama bir güzellik yapıp, bloğumuzun okur ve ziyaretçilerine bu hizmeti bedava sunuyorum. Güncel bir göndermede bulunarak şöyle diyeyim. Allah kimseyi gözünü para hırsı bürümüş birisi yapmasın. Hele babasını katiyen!
Granada, islam medeniyetinin ulaştığı ve ulaşabileceği en yüksek noktalardan birini temsil etmesinden dolayı, hakikaten etkileyici bir şehir. Şimdi herhangi bir ekonomik ya da ticari önemi olmayan bir şehir olmasına rağmen, zamanında dünyanın kültür, sanat ve bilim bakımından en parlak yerlerinden biri olmuş. Sırf tarihi ve mimari yapıları değil, denize ve dağlara yakınlığı, yemesi içmesi ve sunduğu imkanlar bakımından kanımca İspanya’nın en gezilesi görülesi şehridir.
Aslında anlatılacak o kadar çok şey, o kadar çok hikaye var ki, işin içinden çıkamayacağımdan önce şöyle bir kabasını alayım, genel bilgiler vereyim, detayına diğer yazılarda ineriz diye düşündüm.
Tarih: Kuzey Afrika’dan gelen müslümanlar, 711 yılında İber yarımadasına geçiyor ve 1492 yılında katolikler, müslümanların elindeki son şehir Granada’yı ele geçirene dek yedi yüzyıldan fazla bu topraklarda hüküm sürüyorlar. Özellikle Cordoba’nın 1236 yılında düşmesinin ardından, Granada, müslüman uygarlığının merkezi olmuş ve oradan yürümüş. Cordobalı zengin müslümanların katkılarının yanı sıra, şehrin ta Romalılar zamanından bu yana yerleşik Yahudi nüfusu da Granada’nın zenginleşmesine ve bilim teknoloji alanında ilerlemesine katkıda bulunmuş.
İklim: Granada’ya temmuz ve ağustos ayında gidilmez. Sıcaklar fena bunaltır, akşam ona kadar kapı, pencere, perde açılamaz ve durum böyle olduğundan da aklın yolu bir diyen Granadalılar dükkanları kapatır ve deniz kıyısındaki yazlık evlerine giderler. Onun dışında Ocak ve Şubat ayları genelde yağmurlu geçer. Gece ve gündüz arasında sıcaklık farkı çok fazladır. Gündüz tişörtle gezmek akşama palto giyilmeyecek anlamına gelmez. Bunda en büyük sebep denize paralel uzanan Sierra Nevada dağlarıdır.
![]() |
| 1613 yılına ait Granada planı |
![]() |
| Tipik at nalı şeklinde kapı, ve duvarda Granada'nın güzelliğine atfen şu yazıyor: 'Granada'da kör olmak kadar insana acı veren bir şey yoktur' |
Nasıl Varılır: Granada ulaşım imkanları bakımından çok kolay değildir. Türkiye’den gelecekler için İstanbul’dan Malaga’ya THY’nin direk uçuşları var o tercih edilebilir. Malaga’dan Granada’ya otobüs yaklaşık iki saat sürer. Ya da pegasusla Barcelona ya da Madrid’e gelinip oradan aktarma yapılabilir. Granada hızlı tren hattında değildir o yüzden otobüsle ulaşmak daha kolaydır.
İnsanı: Yarın öbür gün Katalunya bağımsızlığını ilan edip İspanya’dan ayrılsa, herhalde tüm Endülüs bölgesinin de Kuzey Fas ismiyle Fas’a bağlanması gerekir. Huy bakımından insanları arasında pek fark yoktur. Ancak hristiyanlık müslümanlığa göre sosyal yaşamda daha az kişisel baskı (özellikle kadınlara yönelik) uyguladığından, insanlar daha rahat ve açıktır. Klişe diye söylemiyorum, hakikaten tanıdık tanımadık herkesle konuşmayı ve kendi hayat hikayelerini, komşuların çocuklarını filan anlatmayı çok severler. Bir telesekreter insana baş ağrısı verebilir mi? Şunu istiyorsan bire, bunu istiyorsun ikiye basınız vs. der, öyle değil mi? Telesekreterde dahi konuşur konuşur konuşur...
![]() |
| Albaicin'e yerleşen ressam Max Moreau'ya ait çingene kadın tablosundan |
Folklor: Özellikle çingene nüfusun çok uzun yıllardır burada yerleşik olması, Flamenko müziğinin Granada’nın folkloru açısından önemli yer tutmasına sebep olmuş. Festivallere gelinecek olursa, dini tatil amaçlı suistimal etmekte hiç bir beis görmeyen Granadalılar neredeyse her aziz için bir bayram, şenlik uydurmuşlar. Ku Klux Klan kıyafetlilerin geçit töreni yaptığı, genelde Nisan ayı ortasında olan Semana Santa (Paskalya), genelde Haziran başı olan ve boğa güreşlerinin önemli bir parçasını oluşturduğu Corpus Christi festivali en önemli iki festivalidir.
| bir El nino de las pinturas grafitisi, yazısı için buraya |
| Semana Santa (Paskalya Bayramı) |
| Corpus festivalinde flamenko kıyafetleriyle anne ve kızı. |
| tapas |
Çevresi: Granada iyi ama çevresi kötü diyemeyeceğim, çevresi de iyidir. Bir kere Alpujarras denilen dağlık alanda bir çok köy bulunmaktadır. Ciğerlere temiz hava çekmek için idealdir. Aynı gün içinde Sierra Nevada’da kayak yapıp, daha sonra sahil kasabalarının birinde denize girebilirsiniz. Bunların dışında Granada’ya uğramışken, vakit ve nakit yetiyorsa özellikle Cordoba ve Sevilla da ziyaret edilmelidir.
Kabasını anlattık, bundan sonra Allah ne verdiyse artık detaylara gireceğim. Granada'yı görmek, ziyaret etmek isteyene altın bir rehber sunacağım. Şimdilik hoşçakalın.



