molivos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
molivos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2016 Salı

Emir Kipleri - Midilli Özel



İç: Rakının yerini tutamasa da, olsun, yine de uzo için. Hangi uzoyu içelim derseniz ise ilk tavsiyem Pitsiladi uzo olur. Farkı sadece fiyatı değil aynı zamanda lezzetindedir. Pitsiladi'nin yanı sıra Midilli'nin en eski uzosu Barbayanni'nin yeşil şişeli ve %42 alkollüsünü ya da 'evzon' isimli %47 alkollü olanını tercih etmenizi öneririm.

Midilli haritalı masa örtüsü üzerinde Pitsiladi uzo
Barbayanni uzo ve taze kalamar 

Ye: Uzonun yanında deniz ürünü yenmelidir. Başlangıcı ise istisnasız 'sardeles pastis' denilen salamura ya da tuzlama sardalye ile yaparım. Size de onu tavsiye ederim. Kalloni körfezinde tutulan sardalyeler tuzlanır ve yaklaşık 4 saat sonra yenmeye hazır olur. Nasıl yiyeceğiz derseniz de şöyle anlatayım. Sardalyeyi kuyruğundan tutun, bir elinizle kuyruğun bir kısmını öne, diğer elinizle de kuyruğun diğer kısmını arkaya doğru çekerek ikiye ayırın. Önce kılçıksız kalan tarafını götürün. Afiyet olsun. Sonra ise, kılçıklı tarafını kuyruğundan çatalın arasına takın ve çatalı aşağı doğru çekerek kılçıktan ayırın.Üstüne de vurun uzoyu. Yarasın.

sardeles pastis

İkinci favorim ise ızgara ahtapottur. Ahtapota karşı kendimi ikiyüzlü davranıyor gibi hissederim. Denizde görsem anında kaçacağım ahtapotu, ızgarada görsem yanıbaşından ayrılmam. 'Görünüşe aldanma' hayat dersini ahtapottan alırım. Tipini hiç sevmem ama tadına bayılırım.


Gez-gör: Midilli'nin gezilecek görülecek yeri çoktur ama ben burada detaya girmeyeyim. Daha anaakım yerlerden bahsedeyim, alternatif yerler meraklısına ya da dostlara kalsın. İlk sırada adanın en turistik kasabası Molivos. Tepede kalesi yer alır, arnavut kaldırımlı ve genelde iki katlı taş evlerden oluşur. Limanı görülmeye değerdir.

Molivos limanı

İkinci olarak, adanın en yüksek noktası olan Olimpos Dağı'nın eteklerine kurulmuş Agiassos köyünden bahsedeyim. Agiassos köyü el sanatlarıyla meşhurdur. Seramik ve ahşap işi almış yürümüştür. Burası da panoramik bir köydür. Uğrarsanız balını tatmanızı da tavsiye ederim.

Agiassos köyünden el sanatları
Üçüncü olarak adanın güneyindeki Plomari kasabası. Uzonun başkenti Midilli adasıdır. Plomari de uzonun kalbidir. En iyi uzolar burada üretilir. Görülmeye değer bir köydür. Cunda Adası'ndaki taş kahvenin birebir benzeri girişinde yer alır.

Plomari'nin girişindeki taş kahve

Son olarak da Plomari'ye yaklaşık 10 km uzaklıktaki Melinda sahilinden bahsedeyim. Bence adanın en güzel plajı burasıdır. Denizi çok berraktır. Denize sıfır tavernalarda hakikaten çok lezzetli yemekler, özellikle deniz ürünleri bulabilirsiniz. Lüks aramayanlar buradaki aile işletmelerinde huzur dolu bir tatil yapabilir.

Melinda sahili

Dinle: Papalina Ensemble. Benim de buzüşümle (buzüş yazısı için buraya) eşlik ettiğim Papalina Ensemble genellikle Midilli Adası'nın şarkı ve türkülerini çalıyor. Bunun yanı sıra rebetiko şarkıları ve diğer adaların geleneksel türküleri de repertuvarda yer alıyor. Santur, ud, gitar, keman ve vurmalıların yer aldığı grubumuzu, her gün olmasa da haftada 3-4 gün Midilli'nin ana caddesi Ermou'nun sonuna doğru giderseniz görebilirsiniz. Albümü de şu linkten dinleyebilirsiniz. 
Papalina Ensemble

Yap: Midilli'de yelkenli tekne turu yaparsanız, başka türlü göremeyeceğiniz bir çok koya ve ufak adaya gidebilirsiniz. En fazla altı kişilik (ufak çocuk varsa 8) özel yelkenli turlarıyla,ailenizle ya da arkadaşlarınızla birlikte üç, beş günlük ya da haftalık turlara katılabilirsiniz. Kaptan Yorgo'da sizlerden iyi olmasın, çok düzgün bir insandır. Müracaat için bana danışmanız yeterli.



Takip et: Midilli'de olup bitenleri, nereye gidilir, nerede ne yenir gibi güzel tüyoları bulabileceğiniz twitter ve instagram hesaplarımdan beni takip edebilirsiniz. İnternetim oldukça kısa kısa yazıyorum.
Twitter için @uzomeze, instagram için ise midilli_keyfi adreslerinden bana ulaşabilirsiniz.

7 Kasım 2016 Pazartesi

Midilli Adası'na Varan Mültecilerle İlgili İzlenimler -1. Bölüm


Yunanistan’ın Midilli Adası turizm açısından son birkaç yıldır Türklerin yoğun ilgi gösterdiği yerlerden biri. Ancak turizmin yanı sıra bu yılın bahar aylarından itibaren, başta Suriyeli olmak üzere, özellikle Iraklı, Afgan ve Eritreli mültecilerin de Avrupa’ya ulaşma yolunda önemli bir geçiş noktası haline geldi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin rakamlarına göre 2015 yılı içerisinde şu ana kadar yaklaşık 200 bin kişi Midilli Adası’na ayak bastı. Sadece bu Ağustos ayında adaya ulaşan mülteci sayısı ise 60 bini buldu.

Yeni Avrupa Birliği bayrağı
Adanın kuzeyinden Midilli merkeze yürüyen genç, yaşlı, çocuk ve kadınlar, sahillerdeki can yelekleri ve şişme botlar, polise kaydolmak ya da bilet alıp Atina ya da Kavala’ya gitmek üzere liman bölgesinde bekleyen insanlar, Midilli’de gündelik hayatın bir parçası oldu. Ben de turist gezdirirken yollarda olduğumdan, bu manzaralarla sıkça karşılaşır, içim burkularak seyreder, ne var ki, hem çalışıyor olduğumdan, hem de mültecilerin bir araca binmesi hakkındaki yasak ve cezalardan dolayı, elimden bir şey gelmezdi. Sonunda, manzara ya da yemek fotoğrafı paylaşmak yerine, bir işe yaramak ve merak ettiğim bu büyük insanlık trajedisini daha iyi anlamak için, çalışmadığım bir gün araba kiralayarak yola koyuldum.
sahiller can yeleği ve şişme bot dolu
Facebook grubundan takip ettiğim dayanışma ve yardım çağrılarından etkilenerek, biraz da bundan on yıl önce gezdiğim Suriye’de, gördüğüm iyilik ve insaniyete karşılık duyduğum minnet borcundan, ufak da olsa bir şeyler yapmaya karar verdim. Su, meyve suyu, bisküvi, gofret, ıslak mendil ve sigaradan oluşan market alışverişini yaparak, Türkiye'ye en yakın mesafedeki Assos ve Babakale’nin tam karşısında bulunan Skala Sikamnias ve Molivos köyleri arasındaki toprak sahil yoluna gittim. Yol boyunca sahillerde ve etrafta bir çok can yeleği ve şişme botun yanı sıra, henüz yeni varmış ve yola koyulmuş grup halinde mülteciler ve mültecilerden arda kalan botların motorunu ve diğer parçalarını toplamak için bekleyen elleri dürbünlü ve pikap araçlı yerli halktan birçok insan gördüm. Daha sonra kıyıya yanaşmakta olan bir botu fark edince, tepelik bir yerden varışlarını izlemeye koyuldum. Bot kıyıya varınca ben de aşağıya, yanlarına indim. Yetişkinler mutluluk içinde telefonla vardıklarını bildirip, hatıra fotoğrafı çektirirken, çocuklar kendilerini denize atmış, bebekler ise ağlıyordu.
varış anı
Daha sonra Afrin’den gelen Kürtler olduğunu öğreneceğim bu grupta bir çok yaşlı insan, bebekli ya da çocuklu aileler vardı. Yüzlerindeki varmış olmanın verdiği sevinç, hallerindeki garibanlığı saklamıyordu. Aralarında Türkçe bilen çok kişi olduğundan iletişim kurmak sorun olmadı. İstanbul’dan geldiklerini ve insan kaçakçılarına kişi başı 1250 dolar verdiklerini söylediler. Bir botta yaklaşık 40 kişinin geldiğini hesap edersek sadece bir bot dolusu insandan 50 bin dolar gibi bir para kazandıkları ortaya çıkıyor. Bu yüzden simsarlar botu ayarlayıp, insanları bindirip, parayı alarak mültecileri bu yolculukta bir başlarına bırakıyor ve sonrasında bota ne olduğuyla ilgilenmiyorlar.
Yola çıkma kararı alınıyor, ama polise kaydolmak için nereye gideceklerinden, nerenin ne tarafta olduğundan haberleri yok. Yaklaşık on kilometre uzaklıktaki Molivos’a gitmeleri gerektiğini anlatıyorum. 

Önceden mültecilerin herhangi bir araca binmeleri ya da alınmaları yasaktı. Bu yüzden adanın kuzeyine varan insanlar, güneş altında Midilli merkeze kadar 65 kilometrelik yolu yürümek zorundaydı. Sonra, stk'lar ve özel teşebbüsler bazı otobüsler ayarlayarak Molivos’tan Midilli’ye mültecileri taşımaya başladı. Ayrıca, polise bildirmek koşuluyla mültecileri şahsi arabalara alma izni çıktı. O sebeple, Molivos’a gitmelerini ve oradan otobüsle Midilli’ye geçebileceklerini söylüyorum. Bu sırada daha bir hafta önce mültecilerin geçişi sırasında Makedonya sınırında yaşananlar gözümün önüne gelince, daha yollarının çok uzun ve zorlu olduğunu anlatıyorum.
Türkiye arkada kaldı artık
Kıyıdan yukarı çıkınca, zeytinlerin gölgesine oturarak, yanımda getirdiklerimi ikram ediyorum. Atıştırma faslının ardından, dört kadın ve dört çocukla birlikte Molivos’a doğru arabayla yola çıkıyoruz. Molivos’ta onları otobüslerin alacağı otopark alanına bıraktım ve vedalaştık. Sonrasında ben, kolpa hayatıma geri döndüm. Onlar ise, bundan sonra Midilli'ye varıp, polise kaydolmanın ardından geçici izin belgesini alarak bu uzun ve çetin, nereye varacağı belli olmayan yollarına devam edecekler.
Mülteci toplanma alanı ve arkada Molivos köyü ve kalesi
esasen otopark olan toplanma alanından
NOT: Midilli'ye geleceklerin gezi planlarında Molivos'a uğramak muhakkak vardır. Yardımda bulunmak isterseniz, otopark alanındaki gönüllülerle iletişime geçebilirsiniz. Facebook gruplarının linki burada. Güncel ihtiyaç listesi de burada. Tek seferlik yardımdan da ne olur demeyin, ihtiyaçları çok daha fazla da olsa, lütfen elinizden gelen yardımı yapın, desteğinizi esirgemeyin.