Bu yazıda buzuki ile cümbüşün kırması diye tabir edeceğim yeni bir enstrüman olan buzüşü tanıtacağım. Ne zamandır aklımda böyle bir enstrüman fikri vardı, Unkapanı’ndaki Zeynel Abidin Cümbüş dükkanındakiler ilgi göstermeyince, ben de kendi başımın çaresine baktım.
Esasında yaptığım işin adına tam icat denmese de, ben de Milliyet gazetesinin 15 Şubat 1931 tarihli baskısına çok imrendiğimden, ona atıfta bulunarak yukarıdaki başlığı koydum.
Nereden çıktı bu zamazingo? sorusuna söyle cevap vereyim. Uzun zamandır rebetiko müziği ile ilgileniyordum. Aynı zamanda cümbüşün de sesini pek sevdiğimden, acaba cümbüşü bir şekilde rebetikonun içine nasıl katarım diye düşünerek böyle bir işe giriştim. Esasında buzuki, sazın ‘bozuk’ sesli olmasından ötürü bu isimle anılmış. Cümbüş de bana biraz udun ‘bozuk’ sesli hali gibi gelirdi. Bu yüzden rebetiko müziğinin havasına iyi gideceğini düşündüm.
Madem yazacağız o zaman bari şunun altını doldurmak lazım. Enstrüman hem Türk hem Yunan işi olduğundan bir çokkültürlülük derim, halkların kardeşliğinden dem vururum, sentez derim, meyhaneci yorgo, komşu tasula diyerek nostalji yapıp duygularınıza oynarım. Ama bunlara lüzum yok. Olay basit, iki sevdiğim enstrümanı bir araya nasıl getiririm diye düşündüm bu ortaya çıktı.
![]() |
| Zeynel Abidin'in bir başka icadı 'Kibar' |
Esasında cümbüşün kendisi de az çok bu mantıkla ortaya çıkmış bir enstrüman. Mucidi Zeynel Abidin Bey, zamanın rüzgarına kendini kaptırmış, müzikte batılılaşma furyasının olduğu cumhuriyetin ilk yıllarında coşgun, ahenk vs gibi enstrümanlar icat etmiş. Ama voliyi boyun kısmının değiştirilip alaturka ya da alafranga müzik çalınabildiği cümbüşle vurmuş. Geleneksel bir enstrüman olmadığından ve ucuza mal edildiğinden, belli bir coğrafyaya ya da gruba mensup olmamış, eline her alan kendi tarzına uydurmuş. Bu sebeple Trakya’da klarnet ve darbukanın yanına eklenmiş, İstanbul’da meyhanelerin; Urfa, Adıyaman’da sıra gecelerinin yıldızı olmuş. Aram Tigran, Ara Dinkciyan ve Yervant Bostancı gibi aslen udi olan Ermeni müzisyenler de cümbüşü sıklıkla kullanmış.
![]() |
| Mari ye kafanı, mari ye beynini |
![]() |
| Ağzında sigarasıyla cümbüşçü red kit bayram |
![]() |
| Roza Eskenazi, Aghapios Tomboulis ve Dimitris Semsis bir arada. |
Benim yaptığım ise sadece cümbüş gövdesine, perdesiz ud benzeri sap yerine, buzuki sapı eklemek oldu. Sağolsun bir yunan arkadaşım enstrümanı bu hale getirdi. Böylelikle hem cümbüşün tınısına sahip oldum, hem de enstrümanı buzuki gibi çalabiliyorum. 'Ya her şey iyi güzel, uğraşmışsın, kafana göre birşeyler icat etmişsin de şu isim ne kardeşim, allah aşkına, başka bir şey bulamadın mı?' diye düşünenler çıkacaktır. Hak veririm, ama şunu da derim. Bir kere, klişeleri severim. İki enstrümanı birleştirmişsem, ismini de ikisinin isminden bir araya getirmeyi tercih ederim. Hem ayrıca, insan, içi temizse temizi görür, pisse de pisi görür. Ama eğer içinde hem temizlik hem de pislik varsa, kafasına göre neyi nasıl isterse onu öyle görür. Takdir sizin.
Son olarak da, buzüş ile eşlik ettiğim Mangiko şarkısının videosunu sizinle paylaşayım, tam olsun.





























